Hepimizin çevresinde böyle insanlar vardır. Bazıları yaptığı iş kusursuz olmadan rahat edemez. En küçük ayrıntıyı bile defalarca kontrol eder. Bazıları ise “İş görüyor mu? Görüyor.” der ve yoluna devam eder. İki insan da doğru yaptığını düşünür. Peki gerçekten hangisi haklı?
Aslında bunun tek bir cevabı yok. Çünkü hayatın her alanında aynı yöntem işe yaramıyor. Bazen en küçük ayrıntı bile büyük fark oluşturuyor. Bazen de ayrıntılarla uğraşırken asıl fırsatı kaçırıyoruz.
Mükemmeliyetçi insanlar yaptıkları işi en iyi şekilde yapmak ister. Hata yapmaktan hoşlanmazlar. Bu yüzden çok dikkatli çalışırlar. Çoğu zaman ortaya gerçekten kaliteli işler çıkarırlar. Ancak bunun bir bedeli vardır. Bir işi bitirmek yerine sürekli düzeltmeye çalışabilirler. “Biraz daha iyi olsun.” derken zaman geçer, stres artar ve bazen iş bir türlü tamamlanamaz.
Pratik insanlar ise olaya farklı bakar. Onlar için önemli olan, işin bitmesidir. Kusursuz olmasını beklemezler. Gerekirse küçük eksikleri sonra düzeltirler. Bu yüzden daha hızlı karar verir, değişen şartlara daha kolay uyum sağlarlar. Ama bazen de acele ettikleri için önemli ayrıntıları gözden kaçırabilirler.
İş hayatında bunun örneklerini sıkça görürüz. Bir doktorun ya da pilotun yaptığı işte küçük bir hata bile büyük sonuçlar doğurabilir. Böyle mesleklerde dikkatli olmak şarttır. Ama teknoloji, ticaret ya da girişimcilik gibi alanlarda bazen hızlı hareket etmek daha önemlidir. Çünkü fırsatlar beklemez.
Psikologlar da bu konuda ilginç sonuçlara ulaşıyor. Araştırmalar, mükemmeliyetçi insanların kendilerine karşı çok daha sert davrandığını gösteriyor. Küçük bir hata yaptıklarında bile uzun süre kendilerini suçlayabiliyorlar. Bu da zamanla kaygıya ve tükenmişliğe yol açabiliyor.
Pratik düşünen insanlar ise hataları hayatın doğal bir parçası olarak görüyor. Her şeyin dört dörtlük olamayacağını kabul ediyorlar. Bu yüzden karşılarına çıkan sorunlara daha kolay çözüm bulabiliyorlar.
Bu durum sadece iş hayatında değil, özel hayatta da karşımıza çıkıyor. Mükemmeliyetçi biri hem kendisinden hem de çevresindekilerden çok şey bekleyebilir. Bu da zaman zaman ilişkileri zorlayabilir. Pratik insanlar ise daha kolay orta yolu bulabilir. Ancak bazen fazla rahat davranmaları, karşı tarafın kendisini önemsenmemiş hissetmesine neden olabilir.
Peki hangisi daha doğru?
Aslında ikisi de…
Yerine göre mükemmeliyetçi olmak gerekir.
Yerine göre ise “Bu kadarı yeter.” diyebilmek gerekir.
Hayatta en başarılı insanlar, bu dengeyi kurabilenlerdir. Nerede ayrıntıya önem vereceklerini, nerede ise fazla takılmadan yollarına devam edeceklerini bilirler.
Belki de asıl mesele kusursuz olmak değildir.
Asıl mesele, gerektiği zaman titiz davranabilmek, gerektiği zaman ise ilerlemeyi seçebilmektir. Çünkü bazen mükemmeli beklemek bizi durdurur, bazen de pratik davranmak bizi hedefe ulaştırır. Hayatın sırrı ise bu ikisi arasında doğru dengeyi kurabilmektir.


