Hayatın olduğu yerde fikir ayrılığı da vardır.
Evde, iş yerinde, arkadaş ortamında hatta trafikte…
Hepimiz zaman zaman birileriyle anlaşmazlık yaşarız.
Peki önemli olan hiç tartışmamak mı?
Yoksa tartışmayı doğru şekilde yönetebilmek mi?
Aslında sorun, tartışmanın kendisi değil; onu nasıl yönettiğimizdir.
Çünkü çoğu kavga, insanların farklı düşünmesinden değil, birbirini dinlememesinden çıkar.
Bir kişi konuşurken diğeri cevap hazırlıyorsa…
Kimse karşısındakini anlamaya çalışmıyorsa…
Haklı çıkmak, çözüm bulmaktan daha önemli hâle geliyorsa…
İşte o zaman küçük bir anlaşmazlık bile büyüyebilir.
Oysa birçok tartışma, sadece birkaç dakikalık sakin bir konuşmayla çözülebilecek kadar basittir.
En Büyük Hata: Dinlemeden Cevap Vermek
Bir tartışmada çoğu insan karşısındakini anlamak için değil, cevap vermek için dinler.
Bu yüzden de iletişim kopar.
Karşı taraf kendini anlaşılmamış hisseder.
İki taraf da sesini yükseltir ama kimse birbirini gerçekten duymaz.
Oysa bazen sadece…
“Seni anlıyorum.”
veya
“Sen olsan neden böyle düşündüğünü bana anlatır mısın?”
demek bile gerginliği azaltabilir.
İnsanlar çoğu zaman haklı çıkmak istemez.
Önce anlaşılmak ister.
Empati Zayıflık Değil, Güçtür
Empati yapmak, karşı tarafı haklı bulmak anlamına gelmez.
Sadece olaylara onun gözünden de bakabilmektir.
Çünkü herkes yaşadığı olayları kendi penceresinden değerlendirir.
Sizin normal gördüğünüz bir davranış, başkası için kırıcı olabilir.
Bunu anlamaya çalışmak, çözümün ilk adımıdır.
Her Tartışmanın Bir Kazananı Olmalı mı?
Bazı insanlar her tartışmadan galip çıkmak ister.
Ama bunun bir bedeli vardır.
Tartışmayı kazanırken ilişkiyi kaybedebilirsiniz.
Bazen birkaç cümle geri adım atmak, yıllarca sürecek kırgınlıkları önleyebilir.
Çünkü önemli olan son sözü söylemek değil, birlikte yol alabilmektir.
İş Yerinde de Evde de Aynı Kural Geçerli
İş yerindeki anlaşmazlıkların büyük bölümü yanlış anlaşılmalardan doğar.
Evde ise çoğu tartışmanın temelinde birikmiş duygular vardır.
Her iki durumda da çözüm aynıdır:
Önce dinlemek…
Sonra konuşmak…
En son karar vermek.
Sorun büyüdüğünde ise tarafsız bir üçüncü kişinin devreye girmesi bazen en doğru çözüm olabilir.
Çünkü dışarıdan bakan biri, içeridekilerin göremediğini görebilir.
Kendimizi de Sorguluyor muyuz?
Bir tartışmadan sonra hep karşı tarafın hatalarını düşünürüz.
Peki hiç kendimize şu soruyu soruyor muyuz?
“Ben farklı davransaydım sonuç değişir miydi?”
İşte gerçek gelişim burada başlıyor.
Kendi hatasını görebilen insan, aynı tartışmayı tekrar yaşamaz.
Sonuç
Çatışmalar hayatın bir gerçeği.
Onlardan tamamen kaçmak mümkün değil.
Ama onları doğru yönetmek mümkün.
Çünkü güçlü insanlar hiç tartışmayanlar değil…
Tartışırken bile saygıyı kaybetmeyenlerdir.
Ve unutmayın…
Bazen en büyük zafer, tartışmayı kazanmak değil, ilişkiyi kaybetmemektir.


