Her şeyimiz var gibi görünüyor ama yine de içimizde eksik olan bir şey var. Daha iyi bir iş, daha büyük bir ev, daha yeni bir telefon, daha yüksek bir maaş… Peki neden birçok insan hâlâ kendini mutlu hissetmiyor?
Modern yaşamın en dikkat çeken sorunlarından biri belki de tam olarak bu: Sürekli bir tatminsizlik hissi.
Mutluluk neden sürekli erteleniyor?
Bilim insanları yıllardır insanların neden mutsuz olduğunu araştırıyor. Ortaya çıkan sonuç oldukça ilginç.
Maddi imkanlar arttıkça insanların yaşam kalitesi yükselse de, mutluluk aynı oranda artmıyor. Çünkü insan, sahip olduklarına çok kısa sürede alışıyor ve hemen yeni hedefler belirliyor.
Yani sorun çoğu zaman sahip olduklarımız değil, sürekli daha fazlasını istememiz.
Asıl farkı bakış açısı oluşturuyor
Pozitif psikoloji alanında yapılan araştırmalar, mutluluğun önemli bir bölümünün olaylardan değil, olaylara verdiğimiz tepkilerden kaynaklandığını gösteriyor.
Şükretmeyi alışkanlık haline getiren, gerçekçi hedefler koyan ve anda kalmayı öğrenen insanların stresle daha kolay başa çıktığı görülüyor.
Her gün sadece birkaç dakika olumlu şeylere odaklanmak bile zaman içinde ruh halini değiştirebiliyor.
İnsan yalnız mutlu olamıyor
Araştırmaların ortak noktalarından biri de güçlü sosyal ilişkiler.
Ailesiyle, arkadaşlarıyla veya yaşadığı toplumla güçlü bağlar kuran insanların yaşam memnuniyetinin çok daha yüksek olduğu görülüyor.
En pahalı eşyalar bile, samimi bir sohbetin veya güven veren bir dostluğun yerini dolduramıyor.
İş hayatı mutluluğu belirliyor
Hayatımızın büyük bölümünü çalışarak geçiriyoruz. Bu nedenle iş ortamı da ruh sağlığımız üzerinde büyük etkiye sahip.
Esnek çalışma saatleri, değer gördüğünü hissetmek, gelişme fırsatı bulmak ve sağlıklı bir çalışma ortamı çalışanların mutluluğunu ciddi şekilde artırıyor.
Çin’de kamu çalışanları üzerinde yapılan araştırmalar da bunu destekliyor. Çalışma memnuniyeti yükseldikçe stres azalıyor, ruh sağlığı güçleniyor ve fiziksel sağlık da olumlu etkileniyor. Özellikle meslektaşlarla iyi ilişkiler kurulması ve emeğin takdir edilmesi çalışanların yaşam kalitesini önemli ölçüde artırıyor.
Bazen küçük bir karar hayatı değiştiriyor
Berlin’de yaşayan bir yazılım geliştiricisi yıllarca yaptığı işten mutsuzdu.
Daha sonra çalışma saatlerini azaltıp çocukluğundan beri sevdiği doğa resimleri yapmaya başladı.
İlginç olan şu ki; yalnızca özel hayatı değil, işine bakışı da değişti. Daha az çalışmasına rağmen kendini daha üretken ve daha huzurlu hissetmeye başladı.
Benzer şekilde Kanada’daki orta ölçekli bir şirket de çalışan memnuniyetsizliği nedeniyle ciddi personel kaybı yaşıyordu. Esnek çalışma sistemi, düzenli çalışan görüşmeleri ve ekip etkinlikleri uygulandıktan sonra hem çalışan bağlılığı hem de şirket verimliliği belirgin şekilde yükseldi.
Günlük hayatta neler yapılabilir?
Tatminsizlik hissini tamamen ortadan kaldıracak sihirli bir formül yok. Ancak bazı küçük alışkanlıklar büyük fark oluşturabiliyor.
- Her gün şükrettiğiniz üç şeyi yazın.
- Kendinizi başkalarıyla değil, dünkü halinizle karşılaştırın.
- Ulaşılabilir küçük hedefler belirleyin.
- Telefon ve sosyal medyaya kısa molalar verin.
- Ailenize ve dostlarınıza daha fazla zaman ayırın.
- Sevdiğiniz bir hobiyi ihmal etmeyin.
Son söz
Mutluluk çoğu zaman dışarıda aradığımız bir hedef değil, içeride geliştirdiğimiz bir bakış açısıdır.
Elbette herkesin hayatında zorluklar vardır. Ancak araştırmalar gösteriyor ki güçlü ilişkiler, anlamlı bir iş, kişisel gelişim ve sahip olduklarımızın değerini bilmek, tatminsizlik duygusunu önemli ölçüde azaltabiliyor.
Belki de asıl soru şu:
Hayat gerçekten bizi mutsuz ettiği için mi mutsuzuz, yoksa mutlu olmak için sürekli başka bir zamanı mı bekliyoruz?


