Hiç yapmanız gereken önemli bir işi durmadan ertelediğiniz oldu mu? “Birazdan başlarım”, “Yarın daha iyi yaparım” ya da “Şimdi hiç enerjim yok” dediğiniz anlar… Hepimiz zaman zaman bunu yaşarız. Ancak bu durum sık sık tekrar etmeye başladığında, artık basit bir erteleme değil, hayatımızı etkileyen bir alışkanlığa dönüşebilir.
Bilim insanları bu durumu “prokrastinasyon” olarak adlandırıyor. Kulağa karmaşık gelse de aslında anlamı çok basit: Yapılması gereken bir işi, bilerek ve isteyerek daha sonraya bırakmak.
Peki bunu neden yapıyoruz?
Aslında sorun çoğu zaman tembellik değildir. İnsan beyni kendisini rahatsız edecek durumlardan kaçmaya eğilimlidir. Zor görünen, stres yaratan ya da başarısız olma ihtimali taşıyan işler bize ağır gelir. Bunun yerine kısa süreli mutluluk veren şeyleri seçeriz. Telefonla vakit geçirmek, sosyal medyada dolaşmak, dizi izlemek ya da “bir kahve içip başlayayım” demek bize o an daha kolay gelir.
Beynimiz, gelecekte elde edeceğimiz büyük ödülden çok, şu an yaşayacağı küçük mutluluğu tercih eder. İşte erteleme alışkanlığının temelinde de bu vardır.
Fakat bu rahatlama uzun sürmez.
Yapılması gereken iş yerinde durmaya devam eder. Günler geçtikçe baskı artar. Stres büyür. Sonunda hem işimizi yetiştirmeye çalışır hem de kendimizi suçlamaya başlarız.
Bir süre sonra şu cümleyi kurarız:
“Ben neden hep böyle yapıyorum?”
Aslında yalnız değiliz.
Araştırmalar, insanların büyük bölümünün hayatının bir döneminde erteleme alışkanlığı yaşadığını gösteriyor. Üstelik uzmanlara göre bu durum sadece zamanı iyi kullanamamakla ilgili değil. İşin içinde duygularımız, düşüncelerimiz ve hatta beynimizin çalışma şekli de var.
Ertelemenin Asıl Nedeni
Çoğu kişi ertelemenin zaman yönetimi sorunu olduğunu düşünür. Oysa uzmanlara göre asıl sorun, duyguları yönetememektir.
Örneğin zor bir rapor hazırlamanız gerekiyor.
İşe başlamadan önce aklınızdan şu düşünceler geçebilir:
“Ya yapamazsam?”
“Ya hata yaparsam?”
“Çok uzun sürecek.”
İşte tam bu noktada beynimiz bizi korumaya çalışır. Rahatsızlık hissinden uzaklaşmak için görevi erteleriz. O an kendimizi daha iyi hissederiz. Ancak bu geçici rahatlık, ilerleyen günlerde daha büyük bir strese dönüşür.
Küçük Adımlar Büyük Fark Yaratır
Uzmanların önerdiği en etkili yöntemlerden biri, büyük işleri küçük parçalara bölmektir.
Örneğin yüz sayfalık bir rapora başlamak gözünüzü korkutabilir.
Ama sadece ilk sayfayı hazırlamak çok daha kolaydır.
İnsan beyni başladığı işi devam ettirmeye daha yatkındır. Bu yüzden ilk adımı atmak, çoğu zaman en zor kısmıdır.
Bir başka etkili yöntem ise yapılacak işleri önem sırasına koymaktır. Böylece gerçekten önemli olan işleri önce bitirmek mümkün olur.
Beynimiz Neden Böyle Davranıyor?
Son yıllarda yapılan araştırmalar, erteleme alışkanlığının beynimizle de yakından ilişkili olduğunu ortaya koyuyor.
Karar verme, plan yapma ve kendimizi kontrol etme görevini üstlenen beyin bölgeleri yeterince aktif çalışmadığında, anlık istekler daha baskın hâle gelebiliyor. Bu yüzden uzun vadeli hedefler yerine kısa süreli keyif veren davranışlara yöneliyoruz.
Bu da gösteriyor ki erteleme yalnızca irade eksikliği değildir. Psikolojik ve biyolojik birçok etken bu davranışı etkileyebilir.
Mükemmel Olmaya Çalışmak da Erteletir
İlginçtir ki bazı insanlar tembel oldukları için değil, her şeyi kusursuz yapmak istedikleri için işleri erteler.
“Mükemmel olmazsa başlamayayım.”
“Daha iyi bir zamanı bekleyeyim.”
“Daha hazır hissettiğimde yaparım.”
Bu düşünceler kulağa mantıklı gelebilir. Ama çoğu zaman insanın aylarca yerinde saymasına neden olur.
Gerçek şu ki hiçbir zaman tamamen hazır hissetmeyebiliriz.
Önemli olan kusursuz başlamak değil, başlamaktır.
Teknoloji Yardımcı da Olabilir
Bugün birçok kişi çalışma süresini planlamak için farklı yöntemler kullanıyor.
Bunlardan biri “Pomodoro Tekniği” olarak biliniyor. Bu yöntemde kişi 25 dakika boyunca sadece tek bir işe odaklanıyor, ardından kısa bir mola veriyor. Bu sistem hem dikkatin dağılmasını azaltıyor hem de çalışmayı daha sürdürülebilir hâle getiriyor.
Ertelemek Kader Değil
Erteleme alışkanlığı değiştirilebilir.
Bunun için önce neden ertelediğimizi fark etmemiz gerekir.
Korkudan mı?
Başarısız olmaktan mı?
Mükemmel olma isteğinden mi?
Yoksa sadece ilk adımı atamadığımız için mi?
Sorunun kaynağını bulduğumuzda çözüm de görünmeye başlar.
Kendimize karşı daha anlayışlı olmak, küçük hedefler koymak, düzenli ilerlemek ve başladığımız işi bitirmeye odaklanmak zamanla yeni alışkanlıklar kazanmamızı sağlar.
Sonuç
Ertelemek, sadece yapılacak işleri yarına bırakmak değildir. Çoğu zaman korkularımızın, kaygılarımızın ve duygularımızın bir sonucudur.
Ancak iyi haber şu ki bu alışkanlık değişebilir.
Her büyük başarı, atılan küçük bir adımla başlar.
Belki de uzun zamandır ertelediğiniz o işe başlamak için en doğru zaman, tam da bugündür.


