“Bırak çocuk çocukluğunu yaşasın.”
Son yıllarda anne babalardan bu cümleyi daha sık duymaya başladık.
Kurallar koymamak, çocuğu zorlamamak, her konuda özgür bırakmak… Birçok aile bunun çocuğu daha mutlu edeceğine inanıyor.
Peki gerçekten öyle mi?
Uzmanların “izin verici ebeveynlik” olarak tanımladığı bu yaklaşımda çocuklar daha az kuralla büyüyor. Ne zaman uyuyacaklarına, ne yiyeceklerine, boş zamanlarını nasıl geçireceklerine çoğu zaman kendileri karar veriyor.
Bunun elbette önemli avantajları var.
Bu çocuklar genellikle daha özgüvenli oluyor. Kendi kararlarını verebiliyor, hayal güçlerini daha rahat kullanabiliyor ve yeni şeyler denemekten çekinmiyor. Çünkü sürekli “Yapma!” ya da “Olmaz!” sözleriyle büyümüyorlar.
Ancak madalyonun bir de diğer yüzü var.
Hiç sınır görmeden büyüyen bir çocuk, gerçek hayatla karşılaştığında zorlanabiliyor.
Çünkü okulda kurallar var.
İş hayatında kurallar var.
Toplum içinde birlikte yaşamanın da kuralları var.
Evde her istediği olan bir çocuk, dışarıda ilk kez “Hayır.” cevabını duyduğunda büyük bir hayal kırıklığı yaşayabiliyor.
Bazen öfkesini kontrol edemiyor, bazen de istediği olmayınca pes ediyor.
Çünkü küçük yaşta sabretmeyi, beklemeyi ve kurallara uymayı öğrenememiş oluyor.
İşte tam da bu nedenle uzmanlar tek bir yöntemin mükemmel olmadığını söylüyor.
Ne aşırı baskıcı bir eğitim…
Ne de tamamen kuralsız bir ortam…
Çocukların en çok ihtiyaç duyduğu şey, özgürlük ile sınırın dengeli bir şekilde bir arada olmasıdır.
Bir çocuk resim yapmak istiyorsa desteklenmeli…
Yeni şeyler keşfetmek istiyorsa cesaretlendirilmeli…
Ama aynı zamanda odasını toplaması, ödevini yapması, başkalarının haklarına saygı göstermesi ve bazı kurallara uyması gerektiğini de öğrenmelidir.
Çünkü gerçek hayat sadece özgürlükten ibaret değildir.
Sorumluluk da hayatın bir parçasıdır.
Anne babaların yaptığı en büyük hatalardan biri, “Çocuğum üzülmesin.” düşüncesiyle her isteğini yerine getirmektir.
Oysa bazen sevgi, “Evet.” demek değildir.
Gerektiğinde “Hayır.” diyebilmektir.
Çünkü bugün koyulan küçük sınırlar, yarının güçlü ve sorumluluk sahibi yetişkinlerini yetiştirir.
Sonuç
Çocuk yetiştirmenin sihirli bir formülü yok.
Ama görünen o ki en sağlıklı yol, ne aşırı baskı ne de sınırsız özgürlük…
Çocuklara hem kanat vermek hem de yere sağlam basmayı öğretmektir.


