Hiç tanımadığınız biri hakkında sadece dış görünüşüne bakarak bir fikir yürüttüğünüz oldu mu?
Ya da bir meslek, şehir, millet ya da yaş grubu hakkında, hiç düşünmeden aklınıza ilk gelen cümleyi kurduğunuz?
Aslında bunu zaman zaman hepimiz yapıyoruz.
İşte buna önyargı deniyor.
Önyargılar, bir insanı gerçekten tanımadan onun hakkında karar vermemize neden olan kalıplaşmış düşüncelerdir. Çoğu zaman farkında bile olmayız. Çünkü bu düşünceler yıllar içinde ailemizden, çevremizden, okuldan, medyadan ve yaşadığımız toplumdan zihnimize yerleşmiştir.
Beynimiz Neden Önyargı Oluşturur?
İnsan beyni her gün milyonlarca bilgiyi işler. Bu kadar bilgiyi tek tek değerlendirmek yerine kısa yollar kullanmayı tercih eder.
Örneğin daha önce yaşadığımız bir olayı benzer bir durumla karşılaştırır ve hızlıca karar verir.
Bu özellik bazen hayatımızı kolaylaştırır.
Ancak söz konusu insanlar olduğunda aynı yöntem ciddi hatalara yol açabilir.
Çünkü hiçbir insan, ait olduğu grubun birebir aynısı değildir.
Her insanın karakteri, düşüncesi, hayatı ve yaşadığı deneyimler farklıdır.
Önyargılar Nasıl Oluşuyor?
Bir çocuk doğduğunda kimseye karşı önyargılı değildir.
Kimseye “iyi” ya da “kötü” etiketi yapıştırmaz.
Bu düşünceler zamanla öğrenilir.
Aile içinde söylenen sözler…
Televizyonda izlenen programlar…
Sosyal medyada görülen paylaşımlar…
Arkadaş çevresinde anlatılan hikâyeler…
Hepsi farkında olmadan zihnimizde kalıplar oluşturmaya başlar.
Bir süre sonra bu kalıpları gerçekmiş gibi kabul ederiz.
Medyanın Gücü
Televizyon dizileri, filmler, haberler ve sosyal medya insanların düşüncelerini sandığımızdan çok daha fazla etkiliyor.
Bir grup sürekli aynı şekilde gösterildiğinde, zamanla insanlar bunun doğru olduğuna inanmaya başlayabiliyor.
Oysa ekranlarda gördüğümüz birkaç örnek, milyonlarca insanı temsil etmez.
Bir kişinin yaptığı hata bütün bir topluma mal edilemez.
Aynı şekilde bir kişinin başarısı da herkes için geçerli değildir.
Önyargılar Hayatımızı Nasıl Etkiliyor?
Önyargılar sadece düşüncelerimizi değil, davranışlarımızı da değiştiriyor.
İşe alımlarda…
Okullarda…
Mahallede…
Komşuluk ilişkilerinde…
Hatta arkadaş seçiminde bile önyargılar etkili olabiliyor.
Bazen sırf ismi farklı olduğu için…
Bazen yaşı nedeniyle…
Bazen kıyafeti yüzünden…
Bazen de geldiği şehir ya da ülke nedeniyle insanlar haksız yere yargılanabiliyor.
Oysa kimse seçmediği özellikleri yüzünden değerlendirilmemelidir.
İnsan Kendine Karşı da Önyargılı Olabilir
Önyargılar sadece başkalarına karşı oluşmaz.
Bazen en büyük önyargıyı kendimize karşı geliştiririz.
“Ben bunu yapamam.”
“Ben başarılı biri değilim.”
“Ben zaten hep başarısız olurum.”
Bu düşünceler zamanla gerçekmiş gibi görünmeye başlar.
Oysa bunlar çoğu zaman geçmişte yaşadığımız birkaç olumsuz deneyimin sonucudur.
İnsan kendisine sürekli aynı şeyi söylediğinde, bir süre sonra buna gerçekten inanmaya başlar.
Bilim Ne Diyor?
Psikoloji alanındaki araştırmalar, insanların kendilerini ait oldukları gruplarla tanımlamaya eğilimli olduğunu gösteriyor.
“Biz” ve “onlar” ayrımı çoğu zaman farkında olmadan oluşuyor.
İnsanlar kendi grubunu daha olumlu, diğer grupları ise daha olumsuz değerlendirebiliyor.
Uzmanlara göre bunun nedeni kötü niyet değil, beynimizin dünyayı daha kolay anlamlandırmaya çalışmasıdır.
Fakat kolay olan her zaman doğru değildir.
Tanımadığımız İnsanlardan Neden Çekiniyoruz?
İnsan, bilmediği şeyden korkmaya daha yatkındır.
Tanımadığımız insanlar hakkında duyduklarımız, çoğu zaman yaşadıklarımızın önüne geçer.
Bu yüzden farklı kültürlerden, farklı inançlardan ya da farklı yaşam tarzlarından insanlarla tanıştıkça önyargılarımızın büyük bölümünün yanlış olduğunu fark ederiz.
Çünkü gerçek hayat, duyduklarımızdan çok daha zengindir.
Eğitim Her Şeyi Değiştirebilir
Önyargılarla mücadelede en güçlü silah eğitimdir.
Ama burada sadece okul eğitimi kastedilmiyor.
Farklı insanları tanımak…
Yeni kitaplar okumak…
Farklı fikirleri dinlemek…
Seyahat etmek…
Empati kurmak…
Bütün bunlar insanın bakış açısını değiştirir.
İnsan tanıdıkça korkusu azalır.
Anladıkça yargıları zayıflar.
Kendimize Şu Soruyu Sormalıyız
Bir insan hakkında düşündüklerim gerçekten bana mı ait?
Yoksa yıllardır başkalarından duyduklarım mı?
İşte bu sorunun cevabı birçok önyargının kapısını aralayabilir.
Çünkü çoğu zaman bize ait sandığımız düşünceler bile aslında başkalarının bize öğrettikleridir.
Daha Adil Bir Dünya Mümkün
Farklı olmak yanlış olmak değildir.
Hiç kimse doğduğu ülkeyi…
Ailesini…
Ten rengini…
Cinsiyetini…
Ana dilini…
Ya da kültürünü seçemez.
Ancak birbirimizi anlamayı ve saygı duymayı seçebiliriz.
Önyargılar insanların arasına görünmez duvarlar örer.
Empati ise o duvarları yıkar.
Sonuç
Önyargılar hayatımızın her alanında karşımıza çıkıyor.
Kimi zaman farkında olmadan başkalarını yargılıyor, kimi zaman da kendimizi sınırlıyoruz.
Oysa her insan, kendisini tanımaya değer benzersiz bir hikâyeye sahiptir.
Belki de bir insanı gerçekten tanımadan önce yapmamız gereken tek şey, zihnimizde onun hakkında çoktan yazılmış olan hikâyeyi silmektir.
Çünkü insanları kalıplarla değil, oldukları gibi görebildiğimiz gün, hem kendimizi hem de dünyayı daha doğru anlamaya başlayacağız.


