CHP son yılların en önemli iç tartışmalarından birini yaşıyor. Kurultay tartışmaları, mahkeme süreçleri ve parti içindeki görüş ayrılıkları uzun süredir gündemde. Ancak bütün bu tartışmaların arasında belki de en önemli soru geri planda kalıyor. CHP bugün enerjisini neye harcamalı?
Sokaktaki vatandaş artık siyasetçilerin birbirlerine ne söylediğini takip etmekten yoruldu. İnsanlar evine götürdüğü ekmeği, marketteki fiyatları, çocuğunun geleceğini, iş bulup bulamayacağını ve emekli maaşıyla nasıl geçineceğini düşünüyor. Bu yüzden vatandaş için asıl önemli olan siyasi tartışmalar değil, hayatını kolaylaştıracak çözümlerdir.
Bu nedenle CHP’nin sürekli rakiplerini konuşmak yerine kendi projelerini anlatması daha doğru olabilir. Çünkü siyasette bazen rakibinizi sürekli gündemde tutmak, farkında olmadan onun daha fazla konuşulmasına neden olur. Oysa kendi hedeflerini, planlarını ve çözüm önerilerini anlatan partiler zamanla seçmenin gözünde daha güçlü bir yer edinir.
CHP’nin önünde bugün önemli bir fırsat bulunuyor. Eğer önünde birkaç yıllık bir hazırlık süresi varsa bu zamanı teşkilatlarını güçlendirmek, seçmene güven verecek kadrolar oluşturmak ve iktidara hazır olduğunu göstermek için kullanabilir.
Bugün çok fazla konuşulmayan bir başka konu ise seçim takvimi meselesidir. Seçim tarihi yaklaştıkça bu konu daha sık gündeme gelecektir. Çünkü erken seçim ile normal zamanında yapılacak seçim arasında sadece birkaç aylık veya birkaç yıllık bir tarih farkı bulunmuyor. Cumhurbaşkanlığı adaylığı açısından da önemli tartışmalar ortaya çıkabilir.
Erken seçim kararı alınabilmesi için Meclis’te 360 milletvekilinin desteği gerekiyor. Ancak asıl mesele bu sayı değildir. Asıl mesele, seçimlerin erken yapılması halinde ne olacağı ve seçimlerin normal zamanında yapılması durumunda hangi kuralların geçerli olacağıdır. İktidar partisi mevcut cumhurbaşkanıyla mı seçime gidecek, yoksa yeni bir aday mı belirlemek zorunda kalacak? Bugün çok fazla konuşulmayan bu soruların ilerleyen dönemde siyasetin en önemli tartışma başlıklarından biri haline gelmesi mümkündür.
İşte tam da bu nedenle CHP’nin bütün enerjisini seçim tarihini tartışmaya harcaması ne kadar doğru olur sorusu önem kazanıyor. Belki de CHP açısından daha doğru olan şey, seçim hangi tarihte yapılırsa yapılsın o güne hazır olmaktır. Çünkü seçmen seçim günü geldiğinde tartışmaları değil, kimin ülkeyi yönetmeye hazır olduğuna bakacaktır.
Sonuç olarak CHP’nin önündeki en büyük görev rakibini takip etmek değil, kendisini geliştirmektir. İnsanlara umut verecek projeler üretmek, güven oluşturmak ve iktidara hazır bir görüntü vermek belki de seçim tarihini tartışmaktan çok daha değerlidir. Çünkü siyasette bazen en büyük başarı seçimin ne zaman yapılacağını konuşmak değil, seçim günü geldiğinde kazanabilecek kadar hazır olmaktır.


