Deprem sadece yerin altındaki fayları değil, insanların hayatındaki dengeleri de kırar. Birkaç saniyelik sarsıntı, bazen bir ömür boyu süren güven duygusunu yerle bir eder. Depremi yalnızca “o an” değil, öncesi ve sonrası ile düşünmek gerekir. Çünkü deprem, bir başlangıç ya da son değil, bir dönüm noktasıdır.
Depremden Önce: Görmezden Geldiğimiz Gerçek
Çoğumuz depremi, haberlerde gördüğümüzde hatırlıyoruz. Oysa aslında her gün yanımızda. Evimizin sağlamlığı, yaşadığımız şehrin planlaması, acil durum çantamızın olup olmaması… Bunları düşünmek çoğu zaman zor gelir, erteleriz. “Bana bir şey olmaz” inancı, belki de en büyük yanılgımızdır.
Oysa depremden önce alınan küçük önlemler, depremden sonra hayat kurtarır:
- Sağlam bina seçmek,
- Deprem çantası hazırlamak,
- Aile bireyleriyle buluşma noktası belirlemek,
- Çocuklara deprem anında nasıl davranmaları gerektiğini anlatmak.
Deprem öncesi yaşam, aslında “sarsıntıdan sonraki hayatımızı” belirleyen gizli hazırlık dönemidir.
Deprem Anı: İki Duygunun Yarışı
Deprem başladığında beynimiz tek bir şeye odaklanır: Hayatta kalmak. O yüzden korku anında çok hızlı yayılır. İnsanlar panik içinde bağırır, koşar, kapılardan fırlar. Korku bulaşıcıdır.
Ama aynı anda başka bir duygu da harekete geçer: dayanışma. Bir kişinin komşusuna “iyi misin?” demesi, enkaz altında el ele tutuşmak, dışarıda yabancılara sarılmak… İşte bu da bulaşıcıdır. Bazen tek bir yardım eli, onlarca kişiye güç verebilir.
Depremden Sonra: Yara mı, Bağ mı?
Asıl sınav depremden sonra başlar. Çünkü deprem yalnızca binaları değil, insanların hayatını da parçalar. Evini kaybeden, yakınını yitiren, işini kaybeden insanlar yeni bir hayata başlamak zorunda kalır. İşte burada toplumun vereceği cevap belirleyici olur:
- Eğer korku yayılırsa, insanlar içine kapanır, güvensizlik büyür.
- Eğer dayanışma yayılırsa, toplum yeniden ayağa kalkar, güven yeniden inşa edilir.
Araştırmalar gösteriyor: Afetlerden sonra en çok hatırlanan şey yıkımın büyüklüğü değil, insanların birbirine nasıl davrandığıdır.
Deprem Bize Ne Hatırlatıyor?
Depremi durduramayız. Fay kırılır, zemin sarsılır, hayat altüst olur. Ama deprem bize şunu hatırlatır:
- Hazırlık hayattır.
- Dayanışma iyileştirir.
- Korku değil, umut bulaşmalıdır.
Asıl mesele şudur: Fay hattı kırıldığında, bizim aramızdaki bağlar da kırılacak mı, yoksa daha da güçlenecek mi?



