İktidar ve muhalefet yine aynı kavgada: ekonomi verileri.
Bir taraf, “Rakamları şişiriyorsunuz” diyor. Diğeri, “Her şey doğru” diye savunuyor. Ama sorun şu: Ne iktidar halkın yaşadığı zorlukları rakamlarla görünür kılabiliyor, ne de muhalefet gerçekçi çözümler üretebiliyor.
Ortada kalan kim? Halk.
– Maaş yetmiyor.
– Pazarda file boş dönüyor.
– Sofrada tabak küçülüyor.
Kısacası vatandaş, siyasetin birbirine attığı rakamların arasında sıkışıp kalıyor.
Peki hiç düşündük mü:
Halk bir gün sadece karşı tarafa değil, kendi oy verdiği partiye de kırmızı kart gösterse ne olur?
Her seçmen, tuttuğu partiyi sorgulasa…
“Bana gerçekten çözüm mü üretiyorsun, yoksa sadece karşı tarafla kavga mı ediyorsun?” diye sorsa…
Kendi partisini eleştirmekten çekinmese…
İşte o zaman siyaset gerçekten değişmek zorunda kalır. Çünkü hiçbir parti, “nasıl olsa benim seçmenim bana bağlı” rahatlığıyla hareket edemez.
Belki de asıl kırılma burada gizli:
Siyasetin düzeni, halkın verdiği oy kadar, gerektiğinde gösterdiği kırmızı kartla da şekillenir.


