Hepimiz mutlaka duymuşuzdur:
“Ben ona yardım ettim.”
Ama biraz kurcaladığında şu cümle gelir:
“E, tabii küçük bir şey aldım ama az aldım.”
İşte işin püf noktası burada başlıyor. Gerçekten yardım eden biri, karşılığında bir şey bekler mi? Yardım dediğimiz şeyin zaten tanımı nettir: karşılıksız yapılan iyilik. Eğer karşılık bekleniyorsa, bu artık yardım değil, bir alışveriştir.
“Az aldım” sözü ne demek?
Az ya da çok, sonuçta bir ücret alınmışsa bu artık yardımdan çıkmıştır. Bir işin karşılığı verildiyse, buna hizmet denir, emek denir, ticaret denir. Fakat insanlar çoğu zaman “yardım” kelimesini kullanarak, yaptıkları işi olduğundan daha değerli, daha fedakâr göstermeye çalışırlar.
Ama burada bir çelişki vardır:
- Alan kişi “az aldım” diyerek kendi gözünde işi hafifletir.
- Parayı veren ise çoğu zaman “çok aldı” diye düşünür.
Yani işin adı “yardım” değil, “menfaat ortaklığı” olur.
Asıl yardım nasıl olur?
Gerçek yardım, cebinden harcamaktır, zamanından vermektir, karşılık beklemeden elini uzatmaktır.
- Yolda kalmış birine su ikram etmek.
- Birinin arabasını itmek.
- Çocuğun elinden tutup karşıdan karşıya geçirmek.
- Bir komşunun ihtiyacına kendi bütçenden katkı yapmak.
Bunların hiçbirinde “ben az aldım, çok aldım” hesabı yoktur.
Karıştırdığımız nokta
Toplumda çoğu zaman küçük bir çıkar ilişkisi “yardım” olarak pazarlanıyor. Bu da gerçek anlamda yardım edenlerin hakkını gölgeliyor. Çünkü gerçekten hiçbir şey beklemeden yardım eden insanlar da var. Onların yaptığı iyiliğin değeri, menfaat karşılığı yapılanlarla aynı kefeye konmamalı.
Özetle
- Menfaat varsa, yardım yoktur.
- “Az aldım” veya “çok aldım” diyorsan, yaptığın şey ticarettir, yardımla karıştırmamalısın.
- Gerçek yardım, karşılıksızdır. Hatta bazen insan kendi cebinden harcar, zamanından verir, ama yine de “yardım ettim” diye övünmez.
Bence bu yazının özü şu cümlede toplanıyor:
“Ufacık bile olsa çıkar için yapılan şey yardım değil, alışveriştir. Gerçek yardım ise sessizdir, karşılıksızdır ve değeri ölçülemez.”


