Türkiye’de umut artık yüksek sesle konuşulmuyor. Daha çok fısıltı halinde dolaşıyor. İnsanlar büyük cümleler kurmaktan kaçınıyor ama yine de tamamen vazgeçmiş de değiller. Umut, gösterişli vaatlerde değil, küçük alanlarda saklanıyor.
Birçok kişi için umut, günü kazasız belasız bitirebilmek. Çocuğunu okula gönderebilmek, akşam eve döndüğünde huzur bulabilmek. Büyük hayaller yerini küçük hedeflere bıraktı. Çünkü büyük hayaller kırıldığında insan daha çok yoruluyor.
Buna rağmen Türkiye’de insanlar hâlâ bir şekilde tutunuyor. Komşulukta, aile bağlarında, birlikte gülünebilen anlarda… Resmî tablolar karamsar olsa da gündelik hayatta küçük dayanışmalar var. Bu dayanışmalar, umudun sessiz hâli gibi.
Umut bazen de direnmek demek. Tamamen kopmamak, tamamen vazgeçmemek. “Bugün olmadı ama yarın belki” diyebilmek. İnsanlar bu cümleyi artık eskisi kadar rahat kuramıyor ama içten içe hâlâ taşıyor.
Belki de umut, Türkiye’de hiçbir zaman yüksek sesle bağırmadı. Hep arka planda kaldı. Ama tam da bu yüzden kolay kolay yok olmuyor. Sessiz ama inatçı bir şekilde varlığını sürdürüyor.


