Türkiye’de uzun yıllar boyunca “orta sınıf” diye bir denge vardı. Ne çok zengin ne de yoksul… Hayatını planlayabilen, yarını az çok öngörebilen, çocuğuna bir gelecek hayal edebilen bir kesim. Bugün ise bu tanım giderek belirsizleşiyor.
Orta sınıf artık sessizce eriyor. Gelir yetmiyor ama yoksul da sayılmıyor. Yardımlara ulaşamıyor, ama kendi imkânlarıyla da eskisi gibi ayakta kalamıyor. En çok da bu arada kalmışlık yoruyor insanları. Çünkü herkes bir şey bekliyor ama kimse bu kesimi gerçekten görmüyor.
Eskiden orta sınıf için “çalışırsan olur” denirdi. Şimdi çalışmak yetmiyor. İnsanlar daha fazla çabalıyor ama karşılığında daha az güven hissediyor. Birikim yapmak hayal, ev almak uzak, gelecek planı ise riskli bir bahis gibi görülüyor.
Bu durum sadece ekonomik değil, psikolojik bir kırılma da yaratıyor. İnsanlar kendilerini geriye gidiyormuş gibi hissediyor. Dün sahip olduklarını bugün koruyamamak, özgüveni ve aidiyet duygusunu zedeliyor. Orta sınıf küçüldükçe toplumun dengesi de sarsılıyor.
Belki de asıl soru şu: Orta sınıf nereye gidiyor değil, bu sessiz kayboluşu kim, ne zaman fark edecek?


