Savaşlar genellikle haritalar üzerinden anlatılır. Ülkeler, sınırlar, cepheler, sayılar… Oysa savaş, en çok haritada görünmeyen yerlerde yaşanır. Evlerin içinde, insanların uykularında, çocukların korkularında.
Bir savaş başladığında sadece bombalar düşmez. Güven duygusu da yıkılır. İnsanlar yarınla ilgili plan yapamaz hale gelir. Hayat askıya alınır. Haberlerde “çatışma” denir ama gerçek hayatta bunun adı korkudur. Sürekli tetikte olma halidir.
Savaşların neden bitmediği sorusu sıkça sorulur. Belki de bu soruya hep yanlış yerden bakıyoruz. Masalarda konuşulanlarla sokakta yaşananlar birbirine değmiyor. Karar verenler için savaş bir strateji olabilir ama yaşayanlar için sadece kayıptır.
Bir de alışma meselesi var. Dünya savaş görüntülerine alıştı. Bir süre sonra yıkım sıradanlaşıyor, acı uzakta kalıyor. Uzak olan acı ise çabuk unutuluyor. Bu unutma hali, savaşların devam etmesine sessiz bir zemin hazırlıyor.
Savaşlar belki de bu yüzden bitmiyor. Çünkü bedelini ödeyenlerle kararı verenler hiçbir zaman aynı yerde durmuyor.


