Bir çocuk gökyüzüne bakıp geçen uçağı izliyordu. Gözleri parlayarak babasına sordu: “Bu uçak ne kadar özgür, istediği yere gidiyor değil mi?” Babası gülümsedi ama hemen cevap vermedi. Çocuk devam etti: “Hiç kural olmasa, pilot kafasına göre uçsa daha güzel olmaz mı?”
Babası çocuğa baktı ve sakin bir şekilde şöyle dedi: “O uçak sandığın kadar özgür değil. Tam tersine, o kadar yüksekte kalabilmesi için birçok kurala bağlı.”
Çocuk şaşırdı: “Nasıl yani?”
Babası devam etti: “Pilot kafasına göre uçamaz. Ne kadar yükseğe çıkacağı belli, hangi yoldan gideceği belli, ne zaman ineceği belli. Sürekli kuleyle konuşur. Her şeyi kontrol altında. O kurallardan biri bile bozulursa, o uçak artık havada kalamaz.”
Çocuk bir süre sessiz kaldı. Az önce özgürlük sandığı şeyin aslında neye bağlı olduğunu anlamaya başladı.
Hayatta da çoğu insan böyle düşünür. Kurallar, sorumluluklar, bağlılıklar bize yük gibi gelir. “Keşke kimse karışmasa, tamamen özgür olsam” deriz.
Ama aslında bizi ayakta tutan şeyler tam da bunlardır. Disiplin, sorumluluk, verdiğimiz sözler, sevdiklerimiz… Bunlar bizi aşağı çekmez. Tam tersine, bizi savrulmaktan korur.
İnsan her şeyi bırakınca ilk başta rahatlar. Ama sonra yönünü kaybeder. Çünkü sadece yükselmek yetmez, orada kalabilmek gerekir. Ve orada kalmak için bir düzene ihtiyaç vardır.
Gerçek özgürlük, her istediğini yapmak değildir. Gerçek özgürlük, seni ayakta tutan şeylerin kıymetini bilerek yaşamaktır.
Çünkü gökyüzünde kalmak isteyen her şeyin, görünmeyen kurallara ihtiyacı vardır.


