Her yıl bazı ülkeler “en mutlu” ilan ediliyor. Listeler açıklanıyor, sıralamalar yapılıyor. Kâğıt üzerinde her şey net: gelir düzeyi, sağlık sistemi, güven duygusu, yaşam standartları… Ama mutluluk dediğimiz şey bu başlıkların toplamı mı, orası hep muallak.
Bir ülkede her şey yolunda görünebilir ama bu, oradaki herkesin iyi olduğu anlamına gelmez. Çünkü mutsuzluk çoğu zaman sessizdir. Kimse her gün mutsuz olduğunu söyleyerek dolaşmaz. İnsanlar çoğu zaman idare eder, katlanır, alışır.
Mutluluk endeksleri ortalamaları ölçer. Oysa hayat ortalamalardan ibaret değildir. Aynı şehirde yaşayan iki insanın dünyası birbirine hiç benzemeyebilir. Biri güvende hissederken diğeri sürekli kaygı yaşayabilir. Rakamlar bu farkı yakalayamaz.
Bir de karşılaştırma meselesi var. İnsan sadece kendi hayatına bakarak mutlu ya da mutsuz olmaz. Başkalarının hayatına bakarak da ölçer kendini. Bu da çoğu zaman eksiklik hissini büyütür. Listelerde üst sıralarda yer almak, insanların içindeki boşluğu otomatik olarak doldurmaz.
Belki de mutluluğu ölçmeye çalışmak, onu anlamanın önüne geçiyor. Çünkü mutluluk bazen düzenli bir hayat değil, anlamlı bir hayattır. Ve anlam, istatistiklere kolayca sığmaz.


