Bugün birçok insan içinden şunu geçiriyor ama yüksek sesle söylemiyor: İyi olmak gerçekten işe yarıyor mu, yoksa sadece yoruyor mu? Çünkü etrafına baktığında çoğu zaman dürüst olanın zorlandığını, kurallara uyanın geride kaldığını, iyi niyetli olanın ise bazen kullanıldığını görüyorsun ve bu da insanın içinde bir şüphe oluşturuyor, sanki iyi olmak artık bir avantaj değilmiş gibi hissediliyor.
Eskiden “iyi insan” olmak bir değerdi, bugün ise bazen saf olmakla karıştırılıyor, çünkü dünya hızlandı, rekabet arttı, insanlar daha fazla kazanmak, daha hızlı ilerlemek istiyor ve bu süreçte bazı değerler arka planda kalıyor. Birçok insan dürüstlüğü savunuyor ama iş kendi çıkarına geldiğinde aynı netliği gösteremiyor, bu da toplumda görünmeyen bir güvensizlik oluşturuyor.
Dürüstlük neden kayıp gibi hissediliyor? Çünkü artık herkes birbirine temkinli yaklaşıyor, kim ne kadar samimi, kim ne kadar gerçek, bunu anlamak zorlaştı. Sosyal medyada herkes iyi, herkes mutlu, herkes başarılı görünüyor ama gerçek hayat öyle değil ve bu fark, insanın içindeki güven duygusunu zedeliyor. İnsanlar artık sadece söylenene değil, söylenmeyene de bakıyor, çünkü herkesin bir şey sakladığını düşünüyor.
Ama burada önemli bir nokta var: Dürüstlük gerçekten kayboldu mu, yoksa sadece daha az görünür mü oldu? Çünkü iyi insanlar hâlâ var ama genelde sessizler, dikkat çekmiyorlar, gösteriş yapmıyorlar. Kötü olan daha çok konuşuluyor, daha çok yayılıyor, bu yüzden sanki her yer kötüymüş gibi bir algı oluşuyor.
İyi insan olmak belki zorlaştı ama değersizleşmedi. Aslında tam tersine, bu kadar karmaşanın içinde daha da değerli hale geldi. Çünkü zor olan şeyler zaten değerlidir. Herkesin aynı yönde gittiği bir yerde doğru olanı yapmak kolaydır, ama herkesin farklı davrandığı bir yerde doğru kalabilmek gerçek güç ister.
Belki de mesele şu: İyi olmak hemen karşılık görmek için değil, kendinle uyumlu kalabilmek içindir. Çünkü insan başkalarına değil, en sonunda kendine hesap verir. Ve dürüstlük bazen dışarıda kayıp gibi görünse de, insanın içinde en sağlam kalan şeylerden biridir.
Gerçek soru şu: Dünya mı değişti, yoksa biz mi iyi kalmakta zorlanıyoruz? Belki de cevap ikisinin ortasında ama şu kesin: İyi insan olmak hâlâ mümkün ve hâlâ gerekli, sadece biraz daha cesaret istiyor.


