Zihnimizde hayatı istediğimiz gibi kurgularız. Her şey yolunda gider, planlar tutar, sonuçlar tam hayal ettiğimiz gibi olur. Ama gerçek hayat çoğu zaman bambaşka bir yol seçer. Ve bu durum insanı en çok yoran şeylerden biridir.
Hepimizin başına gelmiştir. Günlerce plan yaparız, kafamızda senaryolar kurarız. Sonra bir bakarız ki, hayat hiç hesapta olmayan bir hamle yapmış. İşte tam da bu noktada şu soru ortaya çıkar: Neden gerçekler, hayallerimize bu kadar sık ters düşer?
Çünkü hayat karmaşıktır. Kontrol edebildiğimiz kadar, edemediklerimiz de vardır. Aldığımız kararlar, başkalarının seçimleri, tesadüfler, zamanlama… Hepsi iç içe geçer. Bir olay, çoğu zaman bizim göremediğimiz yüzlerce etkenin sonucudur. Ne kadar plan yaparsak yapalım, her detayı kontrol etmemiz mümkün değildir.
İnsan zihni ise geleceği idealize etmeye çok yatkındır. Umutlarımız, beklentilerimiz ve korkularımız, kafamızda kusursuz ya da tam tersi senaryolar yaratır. Gerçek hayat bu senaryoya uymadığında hayal kırıklığı yaşarız. Bu da stres, öfke ve yorgunluk olarak geri döner.
Bir de toplumsal baskı vardır. Sürekli “en iyisi”ni hedefleyen bir dünyada yaşıyoruz. Başarıyı sonuçlara bağlamayı öğreniyoruz. Olmayınca da kendimizi suçluyoruz. Oysa bazen mesele başarısızlık değil, sadece hayatın kendi akışıdır.
Bu noktada en önemli beceri uyum sağlamaktır. Hayat değiştiğinde biz de değişebilmeyi öğrenmeliyiz. Beklentilerimizi yeniden ayarlamak, esnek olmak ve sabırlı davranmak, ruh sağlığı için hayati öneme sahiptir.
Ama işin güzel bir tarafı da var.
Hayatın öngörülemez olması sadece hayal kırıklığı yaratmaz. Bazen tam da planların bozulduğu yerde güzel şeyler ortaya çıkar. Hiç beklemediğimiz anlarda gelen mutluluklar, karşılaşmalar, fırsatlar… Bunlar hayatı canlı kılar.
Bilimde buna “kendiliğinden ortaya çıkan düzen” denir. Basit şeylerden, beklenmedik güzellikler doğar. Tıpkı gökyüzünde birlikte hareket eden bir kuş sürüsü gibi… Hayatta da bazen anlam, kontrol etmeye çalışmadığımız anlarda ortaya çıkar.
Hayat; öğrenmek, uyum sağlamak ve büyümekle ilgilidir. Ne zaman yön vereceğimizi, ne zaman akışa bırakacağımızı öğrenmemiz gerekir.
Gerçek sihir, her şeyi planladığımız gibi yapmakta değil…
Planladığımız gibi gitmeyene rağmen yol almaya devam edebilmektedir.


