Bir gün denizin ortasında küçük bir gemidesin ve her şey normal giderken bir anda gemi su almaya başlıyor, önce önemsemiyorsun çünkü “bir şey olmaz” diyorsun ama su yavaş yavaş yükseliyor, dalgalar sertleşiyor ve artık kaçınılmaz gerçeği anlıyorsun: bu gemi batacak. O an zihnin hızlanıyor, gözlerin etrafa gidip geliyor, bir köşede çantan duruyor, içinde değerli eşyaların var, belki para, belki önemli belgeler, belki senin için anlamı olan şeyler ve o an içinden bir ses “şunları da alayım” diyor, bir başka ses “birkaç saniye daha var” diye fısıldıyor ama aynı anda su dizlerine kadar gelmiş oluyor. Yanındaki biri panikle çantasını doldurmaya çalışıyor, bir diğeri neyi alacağına karar veremediği için olduğu yerde donup kalıyor, bir başkası iki şey arasında gidip geliyor, “bunu mu alsam, yoksa şunu mu” diye düşünürken zaman akıp gidiyor ve aslında kimse en önemli soruyu sormuyor: “Ben nasıl hayatta kalırım?”
Tam o anda sen duruyorsun, etrafa bakıyorsun ve gerçeği kabul ediyorsun; artık bu gemi kurtulmayacak ve bu noktadan sonra gemiyle ilgili hiçbir şeyin bir anlamı yok, ne çanta, ne para, ne de yıllardır değer verdiğin eşyalar… çünkü onların hiçbiri seni suyun üstünde tutamaz. Elini uzatıyorsun, seni yüzdürmeye yarayacak ne varsa onu alıyorsun ve hiç düşünmeden suya atlıyorsun, arkana bile bakmıyorsun çünkü artık mesele “ne kurtardım” değil, “hayatta kaldım mı” meselesi. Suda kalıyorsun, nefes alıyorsun ve o an anlıyorsun ki doğru karar buydu; çünkü birkaç saniye daha oyalanmış olsaydın, belki de şimdi suyun altındaydın.
Hayat da aslında bundan çok farklı değil. İnsan çoğu zaman batmak üzere olan bir geminin içinde yaşar ama bunu kabul etmek istemez, kaybetmek üzere olduğu şeylere daha sıkı sarılır, “şunu da kurtarayım, bunu da bırakmayayım” derken kendini unutmaya başlar ve en büyük hatayı burada yapar. Çünkü bazı anlar vardır, artık kurtarılacak olan şey eşyalar değil, sensin. İş gider, para gider, statü gider, insanlar gider ama sen kalırsan hepsini yeniden kurabilirsin; fakat sen gidersen hiçbir şeyin anlamı kalmaz.
Bu yüzden bazen hayatın sana söylediği en net şey şudur: Gemi batıyorsa, onu kurtarmaya çalışma. İçindekileri kurtarmaya da çalışma. Kendini kurtar. Ve bunu yaparken yüklerini değil, seni ayakta tutacak olanı seç. Çünkü gerçek güç, tutunmakta değil, ne zaman bırakacağını bilmektedir.


