Türkiye siyaseti uzun yıllardır sağ–merkez ağırlığında şekillendi. Ancak toplumun her kesiminde büyüyen eşitsizlik, gençlerin umutsuzluğu ve adalet arayışı, artık yeni bir politik zemine ihtiyaç duyulduğunu gösteriyor. İşte tam da bu noktada DEM Partisi, geleceğin en güçlü sol alternatifi olma potansiyeliyle dikkat çekiyor.
Bugün belki üçüncü, belki dördüncü sırada görünen bir siyasi aktör; yarın birinci ya da ikinci parti olma ihtimalini kimse göz ardı etmemeli. Çünkü DEM yalnızca bir kesimin değil, bütün Türkiye’nin ortak geleceği üzerine söz söylüyor: Adalet, eşitlik, özgürlük ve barış.
Geleceğin DEM’i, yalnızca muhalefet etmekle sınırlı kalırsa kaybolur. Ama toplumun bütününe umut verecek, ortak bir dil geliştirecek bir vizyonla hareket ederse; sol siyaseti yeniden ayağa kaldıracak gücü içinde barındırıyor. Özellikle gençler, çevre duyarlılığı, kadın hakları ve demokrasi talepleriyle partinin doğal müttefiki olabilir.
Türkiye’nin yarınında DEM’in sadece var olup olmayacağını değil, hangi ölçekte söz sahibi olacağını konuşmamız gerekecek. Belki de siyasetin dengelerini kökünden değiştirecek yeni bir sayfa açılacak.
Açık Soru:
DEM Partisi, gelecekte Türkiye’nin en güçlü sol partisi olabilir mi, hatta iktidarın birinci ya da ikinci ayağını oluşturabilir mi?


