İnsan neden sürekli kendini açıklamak zorunda hisseder, hiç düşündün mü; neden söylediğini tekrar tekrar anlatma ihtiyacı duyar, neden anlaşılamadığını hisseder ve neden her seferinde biraz daha yorulur? Aslında bu durum çoğu zaman seninle ilgili değildir, bulunduğun yerle ilgilidir. Çünkü insan doğru yerdeyken kendini anlatmak için çabalamaz, anlaşılmak için savaşmaz, varlığını ispat etmeye çalışmaz; olduğu gibi kabul edilir, sözü kesilmeden dinlenir ve en önemlisi kendini yormadan anlaşılır.
Ama yanlış bir yerdeysen, işler değişir. Ne söylersen söyle eksik anlaşılır, ne yaparsan yap yanlış yorumlanır, niyetin sorgulanır, kelimelerin eğilip bükülür ve sen her defasında “ben öyle demek istemedim” diye cümleye başlamak zorunda kalırsın. İşte tam bu noktada insan kendini savunur gibi yaşamaya başlar. Sanki sürekli bir yanlış anlaşılma halinin içindesin ve bunu düzeltmek için uğraşıyorsun ama ne kadar anlatırsan anlat, bir şey hep eksik kalır.
Bu durum zamanla insanı yorar. Çünkü sürekli kendini açıklamak, aslında sürekli kendini kabul ettirmeye çalışmaktır. Ve insan kendini kabul ettirmeye çalıştığı yerde yavaş yavaş kendinden uzaklaşır. Daha dikkatli konuşmaya başlarsın, daha az kendin olursun, yanlış anlaşılmamak için cümlelerini değiştirirsin, hatta bazen susmayı seçersin. Ama ne yaparsan yap içindeki o rahatsızlık hissi gitmez. Çünkü sorun söylediklerinde değil, bulunduğun ortamın seni anlamaya hazır olmamasındadır.
Bazı insanlar seni anlamak istemez, çünkü anlamak emek ister, dikkat ister, gerçekten dinlemek ister. Bunun yerine daha kolay olanı seçerler: seni kendi bakış açılarına göre yorumlamak. Ve sen ne kadar kendini açıklarsan açıkla, onlar zaten seni duymak istedikleri gibi duyarlar. İşte bu yüzden bazı yerlerde açıklama yapmak çözüm değildir, sadece seni daha çok yorar.
Gerçek şu ki doğru yerdeysen, uzun açıklamalara ihtiyaç kalmaz. Bir bakış, bir cümle, hatta bazen bir sessizlik bile anlaşılır. Çünkü orada insanlar seni anlamak ister, seni çözmeye değil, seni duymaya çalışır. Ve insan ancak böyle bir yerde kendisi olabilir.
Bu yüzden kendine şu soruyu sormak gerekir: “Ben gerçekten yanlış mı anlatıyorum, yoksa yanlış yerde miyim?” Çünkü bazen problem anlatmakta değil, anlatmak zorunda kalmaktadır. Ve eğer bir yerde sürekli kendini açıklamak zorunda hissediyorsan, belki de artık daha fazla anlatmak değil, biraz geri çekilmek gerekir.
Unutma, kendini doğru insanlara anlatmak çaba gerektirmez. Ama yanlış insanlara ne kadar anlatırsan anlat, yine de anlaşılmazsın. Bu yüzden bazen en doğru karar, kendini daha iyi ifade etmek değil, kendini daha doğru yerde konumlandırmaktır.


