Büyük şehirlerde kiralar her geçen gün yükseliyor. Ev bulmak sadece zor değil, artık çoğu insan için imkânsız hale geldi. Birkaç yıl önce ödenebilen kiralar bugün ikiye, üçe katlanmış durumda.
Bir yanda boş duran lüks rezidanslar var, diğer yanda maaşının yarısından fazlasını kiraya veren aileler. Gençler kendi evlerine çıkamıyor, mecburen anne-babalarının yanında kalıyor. Bazı insanlar ise çaresizlikten sokakta yaşamak zorunda kalıyor.
Burada insanın aklına şu sorular geliyor:
– Barınma en temel insan hakkı değil mi?
– Ev sahibi olmak gerçekten bir ihtiyaç mı, yoksa sadece yatırım aracı mı oldu?
– Devlet bu duruma yalnızca seyirci mi kalıyor, yoksa çözüm için harekete geçiyor mu?
Evsiz sayısı her geçen gün artıyor, orta sınıf giderek küçülüyor. Kira yükü altında ezilen milyonlarca insan var.
Belki de asıl mesele şudur:
Bir toplumda insanlar başını sokacak ev bulamıyorsa, o toplumun büyüme ve kalkınma rakamlarının ne anlamı kalır?


