Bir çocuk dünyayı önce seslerle tanır. Annesinin sesi, babasının sesi, evdeki konuşmalar… Bu sesler çocuk için güvenin ve aidiyetin ilk işaretleridir. Ama bazen bu sesler yükselir. Bir tartışma olur, sabır taşar ve yetişkinler çocuklara bağırır. Çoğu zaman bu an kısa sürer ve unutulduğu düşünülür. Oysa çocukların dünyasında bu anlar bazen sessiz izler bırakabilir.
Çocuk beyni gelişim sürecinde son derece hassastır. Sürekli öğrenir, bağlantılar kurar ve çevresinden gelen her deneyimi kaydeder. Bilimsel araştırmalar, çocukların yüksek sesli bağırışlarla karşılaştıklarında vücutta stres hormonlarının arttığını gösteriyor. Bu hormonlardan biri kortizoldür. Normalde kortizol zor durumlarla başa çıkmamıza yardımcı olur. Ancak sık ve yoğun stres durumlarında bu hormon çocuk beyninde olumsuz etkiler yaratabilir.
Çocuk sürekli bağırılan bir ortamda büyüdüğünde kendini güvende hissetmeyebilir. Zamanla sürekli tetikte olmayı öğrenir. Bu durum bazı çocuklarda korku, kaygı veya içe kapanma şeklinde ortaya çıkabilir. Bazıları ise tam tersine agresif davranışlar geliştirebilir. Çünkü çocuk çoğu zaman gördüğü iletişim biçimini öğrenir.
Pedagoglar bu noktada önemli bir konuya dikkat çeker: Çocuklar duygularını yetişkinler kadar iyi yönetemez. Onlar hâlâ öğrenme sürecindedir. Bu yüzden bağırılmak yerine açıklama, sabır ve konuşma çocuk gelişimi için çok daha güçlü bir yöntem olabilir.
Sık bağırılan çocuklar bazen duygularını anlamakta ve ifade etmekte zorlanabilir. Empati geliştirmekte güçlük çekebilirler. Çünkü sürekli savunma halinde olan bir zihin, başkalarının duygularını anlamaya odaklanmakta zorlanır.
Burada önemli olan bir başka gerçek daha var. Çocuklar çoğu zaman bu durumların sebebi değildir. Onlar sadece çevrelerine tepki verirler. Bu yüzden sağlıklı bir gelişim için güvenli ve destekleyici bir ortam oluşturmak yetişkinlerin sorumluluğudur.
Elbette her ebeveyn zaman zaman sabrını kaybedebilir. Hayatın stresi, yorgunluk ve günlük sorunlar bazen duyguların kontrolünü zorlaştırabilir. Böyle anlar olduğunda asıl önemli olan sonrasında ne yapılacağıdır.
Bir özür, bir açıklama ve çocuğun duygularını dinlemek çoğu zaman büyük bir fark yaratabilir. Çünkü çocuklar sadece hataları değil, aynı zamanda onarılan ilişkileri de hatırlar.
Belki de en güçlü yöntem şudur:
Bağırmak yerine konuşmak.
Bir çocuğun kalbini anlamaya çalışmak, onun sorularını dinlemek ve duygularını ciddiye almak… Bazen sakin bir konuşma, yükselen bir sesten çok daha güçlü olabilir.
Çünkü çocuklar büyürken sadece kelimeleri değil, nasıl konuşulduğunu da öğrenirler.


