Çocuk yetiştirirken birçok ebeveyn aynı şeyi ister: uslu, söz dinleyen ve kurallara uyan bir çocuk. Sessiz olan, itiraz etmeyen ve her söyleneni yapan çocuklar çoğu zaman “iyi yetişmiş” olarak görülür. Ama psikoloji bu konuya biraz farklı bakıyor. Çünkü bazen “yaramaz” olarak görülen çocuklar ileride daha güçlü bir kişilik geliştirebilir.
Çocuk gelişimi oldukça karmaşık bir süreçtir. Genetik, çevre ve yaşanan deneyimler birlikte bir çocuğun karakterini şekillendirir. Bu süreçte bazı çocuklar daha uyumlu olurken bazıları daha sorgulayıcıdır. Kuralları hemen kabul etmek yerine nedenini sorarlar. Bazen itiraz eder, bazen de kendi fikirlerini savunurlar.
İşte çoğu zaman “yaramazlık” olarak adlandırılan davranışların arkasında aslında özgüven ve kendini ifade etme isteği olabilir.
Kendi düşüncesini söyleyen bir çocuk zamanla kim olduğunu daha iyi anlamaya başlar. Sınırları test eder, farklı seçenekleri dener ve kendi kararlarını oluşturur. Bu süreç bazen ebeveynler için zor olabilir ama çocuk için önemli bir gelişim aşamasıdır.
Psikoloji araştırmaları da bunu destekliyor. Soru soran, kuralları tartışan ve farklı bakış açıları geliştiren çocuklar genellikle daha güçlü eleştirel düşünme becerilerine sahip olur. Çünkü dünyayı sadece kabul etmek yerine anlamaya çalışırlar.
Ünlü gelişim psikoloğu Jean Piaget’e göre çocukların düşünme biçimi zamanla değişir. Çocuklar büyüdükçe soyut düşünmeye ve kuralları sorgulamaya başlar. Bir çocuğun otoriteyi sorgulaması bazen gelişimin doğal bir parçasıdır.
Bunun bir başka önemli sonucu da dayanıklılık yani psikolojik güç olabilir. Kendi kararlarını almayı öğrenen çocuklar ileride karşılaştıkları zorluklarla daha iyi baş edebilir. Hatalar yapar, sonuçlarını görür ve bundan öğrenirler.
Aynı zamanda duygusal zekâ da gelişir. Duygularını ifade edebilen çocuklar kendilerini daha iyi tanır. Bu da başkalarının duygularını anlamalarını kolaylaştırır. Empati kurabilen ve duygularını yönetebilen insanlar sosyal ilişkilerde daha güçlü olabilir.
Bilim insanları ayrıca çevresini sürekli keşfeden ve sınırları test eden çocukların beyninde problem çözme ve karar verme ile ilgili bağlantıların daha aktif olduğunu söylüyor. Yani merak ve sorgulama aslında öğrenmenin önemli bir parçasıdır.
Elbette bu durum disiplinin tamamen ortadan kalkması gerektiği anlamına gelmez. Çocukların hem sınırları hem de özgürlük alanları olmalıdır. Dengeli bir ortam çocuğun sağlıklı gelişimi için en önemli unsurlardan biridir.
Ama belki de bazen ebeveynlerin şunu düşünmesi gerekir:
Her itiraz eden çocuk “yaramaz” değildir.
Bazen o çocuk sadece kendi sesini bulmaya çalışıyordur.
Ve belki de hayatın zorluklarına en iyi hazırlanan çocuk, tam da bu şekilde büyüyen çocuktur.


