Psikolojide kumar bağımlılığını en iyi açıklayan ama en az konuşulan bir kavram vardır: kaybettiğini kovalama dürtüsü. İnsan kumara çoğu zaman kazanmak için başlamaz, kaybettiğini geri almak için devam eder. İlk kayıp yaşandığı anda beynin içinde sessiz bir karar verilir: bunu geri alabilirim. İşte bağımlılık çoğu zaman tam o anda başlar. Çünkü insan beyni kazanmanın verdiği hazzı değil, kaybetmenin yarattığı acıyı çok daha derin işler. 100 birim kazandığında hissettiğin mutluluk kısa sürer ama 100 birim kaybettiğinde içine oturan huzursuzluk, mideye çöken o ağırlık, o rahatsızlık saatlerce hatta günlerce kalabilir. Beyin bu acıyı susturmak ister ve sana dünyanın en tehlikeli cümlesini kurdurur: son bir kez, sadece zararı kapatıp çıkacağım. Fakat o son bir kez neredeyse hiçbir zaman son olmaz. Çünkü kumar tam da bu düşünce üzerine kuruludur. Eskiden kumarhanelere gitmek gerekiyordu, şimdi kumar cebimizde. Telefonu eline alman yeterli. Bir dokunuş, bir bildirim, bir ekran ışığı… Beynin durup düşünmesi için gereken o kısa mesafe bile artık yok. Her ekran yandığında irade biraz daha aşınır, her kayıpta geri alma isteği biraz daha büyür, her denemede mantık biraz daha susar. Bu süreçte hissedilen duygu çoğu kişinin düşündüğü gibi sadece utanç değildir, çoğu zaman suçluluktur. Utanç insanın kendini kötü hissetmesidir, suçluluk ise hata yaptığını bilmesidir. Kumar bağımlılığında insanlar kendilerini kötü oldukları için değil, duramadıklarını bildikleri için yıpranırlar. Bu yüzden gizlerler, en yakınlarından saklarlar, konuyu değiştirirler, telefonlarını saklarlar, hesaplarını kimse görmesin isterler. Ama omuzlara binen o ağırlık arttıkça insan kaçmak için yine aynı yere döner. En acı olan ise çoğu zaman kaybedilen şeyin para olmamasıdır. Para geri kazanılabilir, borç ödenir, ev yeniden kurulur, iş yeniden bulunur. Ama kaybedilen zaman geri gelmez. Ekranın başında geçen saatler, kalbin hızlandığı geceler, gerçeklikten koptuğun anlar, ailene ayırmadığın akşamlar, çocuğunun büyüdüğünü fark etmediğin aylar, kendinden çaldığın yıllar… En büyük kayıp çoğu zaman bakiyede değil, hayattadır. Kumar bağımlılığı zayıflık değildir, beynin ödül sisteminin yanlış yerde kilitlenmesidir. Ama beyin değişebilir, insan karar verebilir. O tehlikeli cümle değiştirilebilir. Son bir kez oynayayım yerine, bu sondu ve bitti diyebilirsin. Kaybettiğin parayı değil, kalan zamanını kurtarmaya odaklandığın gün, gerçekten kazanmaya başladığın gündür. Çünkü hayat bir oyunda harcanamayacak kadar gerçek, bir ekrana sığmayacak kadar büyük ve geri alınamayacak kadar değerlidir.
“Beyin kazancı hatırlamaz, kaybı bırakmaz.” (KSC)


