Türkiye’de gündem hiç durmuyor. Bir sabah başka bir konuya uyanıyoruz, akşamına bambaşka bir tartışma başlıyor. Bir gün herkesin konuştuğu mesele, ertesi gün yerini yeni bir krize bırakıyor. Bu hız, sadece gündemi değil hafızayı da yoruyor.
Bir olay tam anlaşılmadan yenisi geliyor. Sorular sorulamadan cevaplar değişiyor. İnsanlar neye üzüleceklerini, neye tepki vereceklerini şaşırıyor. Bu karmaşa içinde asıl sorunlar çözülemiyor; sadece üst üste ekleniyor.
Hafızanın kısa olması bazen bir savunma mekanizması gibi çalışıyor. Sürekli kötü haberle yaşamak zor. İnsan zihni dayanmak için unutmayı seçiyor. Ama unutulan her mesele, yarın daha büyük bir sorun olarak geri dönüyor.
Bu hız, sorumluluğu da dağıtıyor. Kim ne demişti, kim ne yapmıştı, hangi söz tutulmamıştı… Hatırlamak zorlaştıkça hesap sormak da zorlaşıyor. Gündem değiştikçe yük de yer değiştiriyor.
Belki de en büyük mesele, çok şeyin yaşanması değil. Hiçbir şeyin tam olarak yaşanamaması. Düşünmeye zaman kalmayan bir yerde, hafıza da adalet de zayıflıyor.


